Seksten Daha Fazla Zevk Almanın Yolları

Yatakta yeterince tecrübeniz var mı? Yada nasıl yetenekli olunur öğrenmek istiyor musunuz? Yetenekli kadınlar yatakta hangi yöntemleri kullandıklarını, ne tür cinsel yetenekleri olduğunu ve bunu ne şekilde kullandıklarını hiç çekinmeden anlatmışlar. İşte cesur kadınların yatak sırları…

Yataktaki başarılarıyla övünmek genellikle erkeklere özgüdür. Kaldı ki bu övünmelerin odak noktası da nitelikten çok, niceliktir. Onlar becerilerini sayılarla ifade ededursunlar, kadınlar nedense birbirleriyle cinsel problemlerini paylaşmaya daha yatkındırlar. Bu problemleri arkadaşlarına anlatarak onlardan fikir almak, kendilerininkine benzer deneyimlerden yararlanmak isterler. Fakat eğer bir kadın yatakta harikalar yaratıyorsa ya da mesela kendine özgü bir yöntemle erkekleri çılgına çeviriyorsa, bu bilgiyi kendine saklamayı tercih eder; tıpkı yeni kabanını hangi mağazadan aldığı bilgisini kendine saklamayı tercih ettiği gibi!

Şu da bir gerçek ki, eğer cinselliğin bir tabu olmaktan çıkıp rahatça konuşulan bir konu haline gelmesini istiyorsak, kendimiz de bu konuyu rahatça konuşmaya açık olmalıyız. İşte bazı kadınlar bu gerçeği bizden daha önce anlamış olacaklar ki, yatakta hangi yöntemleri kullandıklarını, ne tür cinsel yetenekleri olduğunu ve bu yetenekleri ne şekilde kullandıklarını hiç çekinmeden anlatmışlar. Amaçları ise kesinlikle övünmek değil, deneyimlerini paylaşmak ve başka kadınların bilgi dağarcığının gelişmesine katkıda bulunmak! Öyleyse gelin, biz de o kadınların cesur açıklamalarına kulak verelim ve sonra da, kendi cinsel becerilerimizin neler olduğunu düşünmeye başlayalım…

‘BİRLİKTE OLDUĞUM HİÇBİR ERKEĞiN CİNSEL GEÇMİŞİNİ YARGILAMIYORUM’

(Ela – 36 yaşında) “Sanırım benim yataktaki yeteneğim aslında yatak dışında, ilişkinin genelinde de işe yarayan bir yetenek. Kadınlar genellikle birlikte oldukları erkeğin cinsel geçmişini öğrenmeye can atarlar ama öğrendikleri anda da o geçmiş hakkında ileri geri konuşmaya, partnerlerini bu konuda iğnelemeye, hatta tartışmalarda bunu kullanarak onlara saldırmaya çalışırlar. Bunun son derece yanlış bir tutum olduğunu düşünüyorum. Böyle davranan bir kadın, kendini gerçek bir yetişkin olarak tanımlayamaz. Ben birlikte olduğum erkeğin cinsel geçmişini ne kadar ayrıntılı biliyor olursam olayım, bu geçmişi kullanarak onu ne yatakta, ne de yatak dışında yargılarım. Aynı şekilde, öğrendiğim hiçbir seks hikâyesini de ‘hata’ olarak görmem. Çünkü yaşananların her biri insan için bir deneyimdir.

Bir keresinde, birlikte olduğum erkeklerden biri bana daha önce eşcinsel bir deneyim yaşadığını söylemişti. Bir başkası ise, birlikte olduğu kadınlardan biriyle ilk üç ay boyunca doğru dürüst cinsel ilişkiye giremediğini itiraf etmişti. Bütün bunları o erkekleri yaralamak için kullanmak ya da onlar hakkında saçma sapan şüphelere kapılmak aklımın ucundan bile geçmedi. Sonuçta hepimizin cinsel tarihinde sivri noktalar ve başarısızlıklar var. Çok iyi biliyorum ki bu esnek bakış açım, benimle beraber olan erkeklere de yansıyor ve onların kendilerini benim yanımda çok daha rahat hissetmelerini, dolayısıyla da karşımda kendilerini hem cinsel, hem de duygusal olarak çok daha fazla açmalarını sağlıyor.”

‘SEKSLE AŞKI AYIRMAYI BİLİRİM’

(Burcu – 32 yaşında) “Övünmek gibi olmasın ama galiba benim yataktaki yeteneğim, erkekleri en fazla memnun edecek yeteneklerden biri. Çünkü seks söz konusu olduğunda, olaya rahatça erkek gözüyle bakabilirim. Tek gecelik ilişki yaşayıp ertesi sabah pişmanlığa kapılan ve yattığı erkeğin neden hâlâ onu arayıp evlenme teklif etmediğini merak eden kadınlara hem acıyorum, hem de doğrusu biraz kızıyorum. Çünkü bence bunun altında, kendi bedeninin ve cinsel hayatının sorumluluğunu üstlenememenin yanı sıra seksi, bir erkeği kontrol altına almak için kullanmaya çalışmak gibi bir düşünce var.
Açık konuşmak gerekirse, âşık olmadan sevişemediğini iddia eden kadınlardan biri değilim, hiçbir zaman da olmadım. Cinsellik sadece fiziksel boyutta da yaşanabilir ve o zaman da çok büyük zevk verebilir. Kadınların her cinsel deneyimde romantizme ihtiyaçları olduğu düşüncesi palavradan başka bir şey değil. Burada önemli olan, seksle aşkı insan hayatının iki farklı ihtiyacı olarak değerlendirmeyi bilmek. Ben bugüne kadar âşık olduğum insanlarla da seviştim, âşık olmadıklarımla da seviştim. Buna karşılık, âşık olup sevişmediğim, yani aşkımın tamamen platonik boyutta kaldığı erkekler de oldu. Bu deneyimlerin hiçbirinin bir diğerinden daha özel ya da daha güzel olduğunu iddia edemem, çünkü hepsi bana ait. Ama şu kadarını söyleyebilirim ki, erkekler bir kadının seksi, seks olarak gördüğünü bildikleri zaman o kadına kendilerini çok daha yakın hissediyorlar. Çünkü bedenlerden önce, kafaların aynı yerde olması önemli.”

‘MODA TUTKUMU YATAK ODAMA DA TAŞIRIM.’

(Ayşegül – 27 yaşında) “Biliyorum, sevişmek herkesin aklına çıplaklığı getirir. Fakat söyler misiniz, yatağa sadece topuklu dizüstü çizmeleri ya da seksi bootieleriyle giren bir kadını hangi erkek reddedebilir? Stilimi geliştirme konusundaki merakımı bir süredir cinsel alanda da kullanıyorum ve çok iyi sonuçlar aldığımı söyleyebilirim. Sıra dışı iç çamaşırlarını bir tarafa bırakın, onları zaten herkes giyiyor. Fakat ben mesela bazen partnerime sürpriz yapıp üzerimde sadece mutfak önlüğüyle ortaya çıkıveririm! Ya da onun kravatlarından birini takarım. Örneğin Cadılar Bayramı’nda da yatağa üzerimde çok tatlı ve seksi bir cadı kostümüyle girdim. Yatak odasındaki fantezileri ateşleyecek her türlü iç gıcıklayıcı giyim tarzı ilgimi çekiyor. Soyunmak için de doğrusu fazla acele etmiyorum. Çıplaklık nasıl olsa eninde sonunda gelecek!”

‘SEKSTEKİ EN BÜYÜK AYRICALIĞIM, FİZİĞİMLE BARIŞIK OLMAM’

(Figen – 39 yaşında) “Evet, en büyük cinsel yeteneğimi özgüvenim olarak görüyorum ve bunun pek çok kadının sahip olmadığı gerçek bir yetenek olduğuna inanıyorum. En mükemmel vücutlu kadınlar bile kendilerinde kusur bulmak için yer arıyorlar ve bu yer de çoğunlukla yatak oluyor. Yağlanmış göbekler, küçük göğüsler, çarpık bacaklar, cilt kusurları, kalın beller, fazla geniş kalçalar kadınların nedense bir ayna önünde, bir de yatakta gözüne batıyor. Oysa emin olun ki, bütün bunlar erkeklerin umurunda bile değil, bunu tecrübelerimden gayet iyi biliyorum. İtiraf etmeliyim ki, genç kızlığımda benim de bazı güvensizliklerim vardı ve bunları partnerlerimin önünde sık sık dile getirirdim. Fakat zamanla gördüm ki, bunu yapmak seksin tadını kaçırmaktan başka bir işe yaramıyor. Çünkü bir erkek için en önemlisi, seviştiği kadının kendi vücuduyla, o çarpık bacaklarla, o küçük göğüslerle, o geniş kalçalarla barışık olduğunu, hatta onları sevdiğini bilmek…
Ben bir manken adayı değilim, hiçbir zaman olmadım; ama kendi vücudumu bu haliyle sevmeyi öğrendiğimden beri en ideal vücutlu kadından çok daha mutluyum. Fiziksel kusurlarımın da benim bir parçam olduğunu biliyorum ve her yatağa girişimde kendimi dünyanın en seksi varlığı gibi hissediyorum. Benim bu enerjim, birlikte olduğum kişiye de yansıyor ve o da beni dünyanın en seksi varlığı gibi görmeye başlıyor. Hayatta bundan daha büyük ve güzel bir keşif olabilir mi?”

‘DIRTY TALK KONUSUNDA UZMANIM!’

(Şebnem – 34 yaşında) “Çoğu kadın yatakta ağzını açmaya bile cesaret edemiyor ya da hissettiklerini en fazla birtakım sesler çıkararak ifade ediyor. Bunun altındaysa, kendini baskı altına alma eğilimi ve utanma hissi var. Halbuki erkeklerin yatakta konuşan kadınlara bayıldıklarını kendi deneyimlerimden biliyorum. Tabii burada bahsettiğim, ön sevişmede başlayıp seks bitene kadar gevezelik etmek değil; o kadarı da fazla olurdu! Ben daha çok, fısıldamayı tercih ederim, çünkü bu ses tonunun erotik bir gücü vardır. Karşımdaki erkeğe, bana ne şekilde dokunmasını istediğimi ayrıntılı bir biçimde anlatırım. İstediklerimi yaptığında ona övgüler yağdırırım; bunun kesinlikle erkekleri gaza getiren bir yanı vardır!

Aynı şekilde, partnerimi de konuşmaya teşvik ederim, çünkü onun da bana isteklerini söylemesi gerek. Eğer seks bir iletişim kurma biçimiyse, bunu sözlü iletişimle desteklemenin yoğunluğunu bir kat daha artırdığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ayrıca sevişirken konuşmanın insanın hayal gücünü geliştiren bir yanı da olduğu kesin. Yakında erotik romanlar yazmaya başlarsam şaşırmayın!”

‘HAYAL GÜCÜM SINIR TANIMIYOR’

(İdil – 31 yaşında) “Seks konusunda insanın kendini sürekli geliştirmesi ve zihnindeki tabuları yıkması gerektiğine inananlardanım. Sanırım hayal gücüm fazla geniş ve partnerimin karşısına her seferinde yeni bir sürprizle çıkmam, cinsel hayatımızın durmadan zenginleşmesini sağlıyor. Örneğin en son, birlikte çıplak halde meditasyon yapmayı önerdim. Aramızdaki ruhsal bağı derinleştirirken fiziksel olarak da yakınlaşmanın iyi bir fikir olduğunu düşünmüştüm ve gerçekten de öyleymiş! Aynı şekilde seks için sıra dışı mekânlar bulmak, sevişirken zaman zaman farklı rollere bürünmek, yeni pozisyonlar denemek, hatta ara sıra sınırları zorlamak, kısacası cinsel hayatımızı hareketlendirecek her şey beni heveslendiriyor.

Başka neler yapabileceğimizi düşündükçe sekse kafa yordukça, zihnimin açıldığını hissediyorum ve ilginç bir şekilde bu zihin açıklığı, hayatımın diğer alanlarına, özellikle işteki yaratıcılığıma da olumlu yansıyor. Tabii ki, ne kadar özgür olduğumuzu iddia edersek edelim, hepimizin yatakta birtakım sınırları var ama benim amacım, bu sınırları mümkün olduğunca geniş ve esnek tutmak.”

‘KİMSE BENİM KADAR İYİ MASAJ YAPAMAZ!

(Aslı – 29 yaşında) “Enstrüman çalmak, insanın parmak ucu duyarlılığının artmasına ve dokunuşlarının farklılaşmasına büyük katkıda bulunuyor. Ben de küçük yaştan beri çello çaldığım için ellerim çok güçlü ve parmak uçlarım son derece duyarlı. Dolayısıyla bir erkeğin vücuduna dokunduğum zaman, herhangi bir kadının yaratacağından çok daha büyük bir etki yaratabiliyorum.
Bu yeteneğimi geliştirerek birlikte olduğum erkeklere masaj yapmaya başladım ve inanın bana, her seferinde baş döndürücü iltifatlar aldım. İşin tek sırrıysa, bütün konsantrasyonumu ellerimde ve özellikle parmak uçlarımda toplamam. Aynısını ön sevişmede de yapıyorum ve böylece partnerimi çok daha ateşli hale getirebiliyorum. Kadınlara tavsiyem, seks sırasında dokunmaya ve dokunulmaya zaman ayırmaları.”

‘YATAKTA BİTMEK BİLMEYEN BİR ENERJİYE SAHİBİM’

(Gülce – 26 yaşında) “Durgun bir insan sayılmam ama zıp zıp zıplayan, bütün vücudundan enerji taşan o canlı ve heyecanlı kadınlardan da değilimdir. Fakat her ne hikmetse, yatağa girdiğim anda adeta başka birine dönüşüyorum, cinsel enerjim ve isteğim tükenmek bilmiyor. Öncesinde ne kadar yorgun, dalgın ya da stresli olursam olayım, sevişmek bana kendimi bir anda iyi hissettiriyor ve bunu karşı tarafa da yansıtıyorum. Birlikte olduğum erkeklerin çoğu bu halime şaşırıyorlar, çünkü sık sık baş ağrısı bahanesiyle karşılaşmaya alışmışlar. Ne yazık ki çoğu kadın seksi gönlünce yaşayamadığı için bir angarya gibi görüyor ve sevişirken, deyim yerindeyse, dakikaları sayıyor. Oysa ben, şartlar müsait olsa günlerce yataktan çıkmayabilirim! Bu belki de, fiziksel ve zihinsel kapasitemi yatakta kullanmayı tercih etmemden kaynaklanıyor. Cinselliği etkili ve güzel bir iletişim biçimi olarak görüyorum; ona mümkün olduğunca fazla vakit ve enerji ayırmak gerek.”

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !